Buradasınız: Tekel İşçisi Direnişin Simgesi
TrkeEnglish

Tekel İşçisi Direnişin Simgesi

Bu slogan tekel işçilerinin mücadelesini somutlayan ve Türkiye işçi sınıfının son dönemde en kararlı mücadelesini belirtmesi bakımından da çok anlamlı. Tekel işçileri 15 Aralık sabahından itibaren deyim yerindeyse başkentin buz tutan bürokrasi ve hükümetine karşı direnişlerini yılmadan devam ettiriyorlar. İşçiler Ankara’ya kendi ifadeleriyle söyleyecek olursak “gemileri yakarak” gelmişler ve sonuç almadan gitmeye niyetleri yok. Yarınlarının ne olacağının belirsizliği onlar için ölüm-kalım meselesi durumunda ve bu yüzden kaybedecekleri hiçbir şey yok. Bu yüzdendir ki ne polis engellemesi ne gaz ne soğuk hiçbir şey onların kararlılıklarını gölgeleyemiyor. Sonuna kadar mücadele edip haklarını almadan gitmeyeceklerini bugün bir kez daha dosta düşmana karşı göstermiş durumdalar. Saat 16.00 sularında Sıhhiye’deki Abdi İpekçi Parkında devam ettirdikleri eylemlerine polis önce su sıkarak, sonra ise gaz bombaları ile müdahale etmiştir. Yaklaşık yarım saatlik hengâmede Tek Gıda İş Genel başkanı ve genel merkez yöneticileri ile çok sayıda yönetici üye (yaklaşık 500) göz altına alınmıştır. Ankara Valiliği işçilere sendika yöneticilerinin işçileri ortada bıraktığı alandan kaçtığı yalanını işlemeye çalışmış ancak bu çaba işçiler tarafından boşa çıkartılmıştır.” Ankara Valisi Kemal Önal, TEKEL işçilerinin eylemine yapılan polis müdahalesiyle ilgili, "Eğer bu müdahale olmasaydı sizleri, bizleri, çok daha fazla meşgul edecek sıkıntılı günler bekliyordu" dedi. Önal,  "Söylememize rağmen işçilerimizin sahipsiz kaldığını gördük ve yan unsurlar bu eyleme destek vermeye başladılar. Aldığımız bilgilere göre, diğer illerimizden de Ankara'ya gelip bu eylemi çok daha kalıcı yapma durumu ortaya çıktı. Buna tabii ki müsaade edemezdik. Şu anda çok şükür, ne polisimizde ne vatandaşlarımızda yaralanma, can ve mal kaybı yoktur. Üzüntümüz vardır, keşke sözler dinlenseydi ve müdahaleye gerek kalmasaydı. Ama unutulmamalıdır ki burası Türkiye Cumhuriyeti'dir, kanun devletidir, hukuk devletidir, kanunları gereği gibi uygulamakta bizlere verilen görevdir" dedi.

Müdahaleye rağmen parkın çeperinden ayrılmayan işçiler daha sonra TÜRK_İŞ genel merkezi önünde toplanmaya başlamışlardır. İşçiler burada hem gözaltıların serbest bırakılmasını (bırakıldı) hem de TÜRK-İŞ’in kararını bekliyorlar. İşçilerle dayanışma için siyasi çevreler ve KESK, DİSK, TMMOB 18.00’de Sakarya da basın açıklaması yaptıktan sonra TÜRK-İŞ’e geldiler. Tekel işçileri bu dayanışma sonrası moralleri daha da yükselerek beraber sloganlar haykırdılar.

 “Tekel işçisi yalnız değildir”

 “Tekel işçisi direnişin simgesi”

 “Tekel halkındır, Tayip satılık”

 “Ölmek var, dönmek yok”

 “Ekmek davasındayız, Türkiye sevdalısıyız”

 “İşçi düşmanı AKP istifa”

“Birleşe birleşe kazanacağız” vb.

İşçilerin ekmek davasında birlikteliği ve ‘sağcısının da, solcusunun da, başörtülüsünün de’ aynı sloganları haykırdığını görmek mümkündü Tekel işçilerinin eyleminde. Aynı şekilde Bitlis’ten gelen Kürt işçi ile Tokat’tan gelen Türk işçisinin birlikteliği vardı meydanda. İşte bu birliktelik değil midir AKP’yi titreten. Egemenlerin belirleye geldiği gündemi alt üst eden. İşçi sınıfının örgütlü (bel ki de son kale) olduğu bir alanda bundan aldığı güçle sonuna kadar mücadele eden Tekel işçileri Ankara’nın soğuk rüzgârını patronlara doğru estiriyor. Ve buz tutuyor resmi yalanlar. Buz tutuyor kokuşmuş bürokrasi.

Tekel işçileri öyle bir açıklıkla mücadelelerini ortaya koydular ki sözde muhalefet partileri de alanda boy göstermek durumunda kaldılar. Onlar da ‘tehlike’nin farkındalar. Eğer bu süreç işçi sınıfının birleşik mücadelesini ateşleyen fitil olursa onlar da yanacaklar. Biliyorlar ki Özal hükümeti ile AKP’nin aynı akıbeti paylaşma riski var. Evet, düğümün esas çözümü birleşik mücadele de. 25 Kasım grevine katılan demiryolu çalışanlarına saldıran 47 kişinin işine son veren hükümeti geri adım atmaya kamu çalışanlarının gücü şimdilik yetmiyor. Tekel işçisinin de istediklerini ne kadar alabilecekleri şimdilik muğlâk. Bu süreci büyüterek genişletemezsek işçi sınıfı daha büyük yıkımlar yaşayacak ve sonunda tekel işçileri de kaybedecektir.  İşçi sınıfının mücadelesini ortaklaştırması ve belki de genel greve gidecek süreci örgütlemesi tek çıkar yol olarak karşımıza geliyor. Sendika yöneticileri üzerlerine düşeni yapıp bunu sağlamak durumundadırlar. 

Bookmark and Share