Buradasınız: Tekel İşçileri İle Görüşme
TrkeEnglish

Tekel İşçileri İle Görüşme

15 Aralıktan bu yana beş gündür Ankara’da hak alma mücadelelerini yürüten tekel işçilerinden Halise Hanım ve Mehmet beyle görüştük.

İşçi Kardeşliği: Eyleme hangi ilden geldiniz ve nerede çalışıyorsunuz?

Halise: İstanbul’dan, Cevizli Tekel Fabrikası.

Mehmet: Diyarbakır’dan, Yaprak Tütün işletmesi Müdürlüğü

İK: Çalıştığınız işyerinde çalışan sayısı kaç ve ne kadarı bu eyleme katıldı?

Halise: Cevizli’de eskiden 5000 kişi çalışıyordu ancak işçi alınmaması, zorla emeklilik vb. yöntemlerle bu sayı şimdi 700 kişiye kadar düşürülmüş durumda. 700 kişinin 700’üde bu eyleme katılmış durumda.

Mehmet: Bizim işyerinde çalışan sayısı 560. Çoğu işçi arkadaşım bu eyleme katıldı.

İK: Ankara’ya gelme sürecinizden bahseder misiniz?

Halise: Hükümetin fabrikalarımızı bütün eylemlerimize rağmen özelleştirmesinden sonra sendikamızla sürekli diyalog halinde süreci değerlendirdik. Bizim işyerlerimizin kapanacak olması dolayısıyla bizleri başka kurum ve kuruluşlara 4-C’li olarak göndereceklerinin bilgisine sahip olduktan sonra süreç başladı. Bizler başka kurumlara özlük haklarımızın korunması koşuluyla geçeceğimizi bunun dışında bir seçeneği kabul etmeyeceğimizi dile getirdik. Ben 21 yıllık bir işçiyim eğer 4-C’li olarak başka bir yere gidersem bu kadar yıllık emeğim boşa gidecek. Bizlerin asıl mağdur olacağı nokta burası.

Mehmet: Sendikamız bize bakanlığa 3 seçenek önerdiğini söyledi. Birincisi özlük haklarının korunarak geçişin sağlanması, ikincisi 4-B’li olarak geçme ve üçüncüsü 4-C’li olarak ancak 12 ay çalışma, en düşük memur maaşına endeksli (1200 tl) ücret ve sendikalı olmanın garantisinin verilmesi koşuluyla.

Halise: İşçiler olarak sendikanın bu önerisine karşı çıktık. Özlük haklarımızın korunmasının sağlanması için Ankara’da eylem yapılması konusunda ısrar ettik. Bundan sonra Ankara yolu göründü.

İK: Ankara’ya gelirken bu kadar polis baskısı ve hükümetin ısrarla duymazdan gelmeye çalışmasını bekliyor muydunuz? 

Halise: Bizler evdekilerle helalleşerek ayrıldık. Ne olursa olsun haklarımızı almadan dönmemek konusunda yemin ettik. İstanbul’dan Ankara’ya engellemeler yüzünden 12 saatte gelebildik. Açıkçası polisin bu kadar sert müdahale edeceğini beklemiyorduk. Bu durum bizleri üzse de sonuna kadar, hakkımızı alana kadar mücadelemizi yürütme isteğimizi pekiştirdi.

Mehmet: Yapılanlar bizim ilk kez gördüğümüz şeyler değil. Hatırlarsanız 18 Şubat 2008’de Tekel özelleştirilmesine karşı da sendikamız eylem yapmıştı. Şubatın soğuğunda bizlere su sıkılmıştı.

İK: Yeri gelmişken soralım. Sendikanızın özelleştirme sürecindeki mücadelesi sizce yeterli miydi?

Mehmet: Bence elinden geleni yaptı.

Halise: Mücadele ettik ama daha fazlası yapılabilir miydi diye düşünüyorum. Sendika yöneticilerimiz önce BAT (BRITISH AMERICAN TOBACCO) buraya giremez deseler de sonra Bat ile görüşerek anlaştı. Gerçi o süreçteki eylemlere fabrikalar destek verdi, ne yazık ki yapraktakiler yeterince sahip çıkmadılar.

İK: Peki, şimdi olan duruma yeterince sahip çıkabilecek mi?

Halise: Sahip çıkmak zorunda. Bizler olmazsak sendika da olmaz. Bir bakıma sendika da varolma savaşı veriyor o yüzden mücadeleyi daha fazla sahipleniyorlar.

İK: Son derece hoşgörülü ve demokrat görünen hükümet sizlere neden bunları reva görüyor? Bu konuda düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

Mehmet: Ben seçimlerde AKP’ye oy vermiş birisi olarak şimdi kahroluyorum. Nasıl oldu da bu partiye oy verebilmişim diye. Hükümet güya açılım yapıyor gerçek açılım burada. Türkiye’nin her yerinden işçi var. Gelsin de görsün.

Halise: Bizlerin mücadelesiyle AKP’nin maskesi düştü. Emeğin, işçilerin karşısında olduğunu cümle alem gördü.

İK: Son olarak neler söylemek istersiniz?

Halise: Hakkımızı alana kadar Ankara’dayız.

Mehmet: Ölmek var, dönmek yok.

Bookmark and Share