Buradasınız: Almanya'dan Tekel İşçilerine Destek
TrkeEnglish

Tekel İşçilerinin Özelleştirmeye ve İşyerlerinin Kapatılmasına Karşı Verdikleri Mücadele*

2003 ve 2008 yılları arasında Başbakan Erdoğan’ın başında bulunduğu İslamcı-muhafazakâr AKP hükümeti, kamu kuruluşlarının özelleştirilmesinden 22 milyar Amerikan Doları gelir elde etmeyi hedeflemişti.

Türk hükümetinin özelleştirme politikası hem AB’ye katılım kriterleri ve Lizbon anlaşmasının, hem de kredilerin serbest bırakılması için “yapısal reformları” şart koşan IMF‘nin dayatmalarının doğrudan sonucudur. Bu dayatmaların başında ise özelleştirmelerin bir an önce gerçekleştirilmesi gelmektedir. Böylece Türkiye “malların serbest dolaşımı önündeki tüm engelleri” kaldıracak ve eksiksiz bir piyasa ekonomisine sahip olacaktır.

Burada söz konusu olan, kamunun tüm işletmelerden el çektirilmesi. Ülke tamamen yağmalanıyor. Tüpraş(Türkiye Petrol Rafinerileri AŞ), Tekel, Elektrik dağıtımı, Türk Telekomünikasyon AŞ (...) özelleştirildi ve özelleştirilmeye devam ediyor.

11 Ocak tarihli Handelsblatt’ta yazdığına göre, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Başkan Yardımcısı A. Aksu “2010 yılı özelleştirmeler için tarihi bir yıl olacak” demişti. Handelsblatt Türkiye’deki özelleştirme dalgasını şöyle ifade ediyor: “Hükümet 2009 yılında yaklaşık 2,3 milyar Amerikan Doları gelir elde etmiş olmakla birlikte, halen toplam 10,4 milyar Amarikan Doları gelir hedefleniyor.” Yani henüz satışların sadece % 30’u gerçekleşmiş durumda.

Özelleştirme tüm şiddetiyle Türkiye’deki tütün işçilerinin karşısına çıkmış durumda. 2006 yılında hükümet Tekel’in tütün fabrikalarını British-American-Tobacco şirketine sattı. Bu yıl ise 40 kadar Tekel deposu ve fabrikası kapatılacak. Yaklaşık 12.000 işçi işsiz kalacak. İşçiler, hükümetin büyük ücret düşüşleri ile birlikte sosyal güvence olmadan 11 aylık kısa çalışma “teklif”ini oybirliği ile reddettiler. İşçiler, polisin tüm ihtişamıyla birlikte kendilerinin karşısına dikilmiş olmasına rağmen, ülkelerindeki durumu çok açık görmekteler:

Borsa canlanırken, işsizlik oranı % 25’e dayanıyor. Bu durumdan en fazla etkilenenler ise, kamu kuruluşlarında ve –aynı Almanya’da olduğu gibi– tersane, otomotiv, tekstil vb. gibi ihracata yönelik sanayide çalışan işçileri oluyor.

SPD’nin işçi örgütü „İşçi Sorunları İçin İşçi Birliği” (AfA) 13 Ocak‘ta Düsseldorf’ta Türkiye’deki tütün işçileri ve özelleştirmeye ve işyerlerinin kapatılmasına karşı verdikleri mücadele ile dayanışma gerçekleştirdi.

Kuzey Ren-Vestfalya’daki Türk Sosyal Demokratlar Federasyonu başkanı İsmail Eren’in bize ilettiği Tekel işçileri ile dayanışma çağrısının yapmış olduğu vurgu, olabildiğince fazla sayıda sendika ve SPD teşkilatları tarafından dikkate alınmalıdır.

„Ölmek var, dönmek yok!”

Ankara’da 5.000 işçi protesto çadırları kurmuş durumda. Şehir günlerdir Türkiye’nin tüm bölgelerinden gelen işçilerin gösterilerine ve mitinglerine sahne oluyor.

19 Ocak‘ta „Ölmek var, dönmek yok” parolasıyla açlık grevine başlayan yüzlerce işçi, kendilerine verilen destekle birlikte grevlerine halen devam ediyorlar.

H.-W. Schuster – SPD, AfA (İşçi Sorunları İçin İşçi Birliği), Birleşik Hizmetler Sendikası (ver.di)

* Sosyal Politika & Demokrasi, Sayı 228


Tekel İşçileri İle Dayanışma Çağrısı

Sigara fabrikaları kapatılıp yabancılara satıldı, şimdi de tütün işleme birimleri kapatılıyor. Bugüne kadar özelleştirilen kamu kuruluşlarında çalışan işçiler başka kamu kuruluşlarına aktarılıyor, ücretleri ve sosyal hakları değişmeden kalıyordu. Hükümet bugüne kadar gerçekleştirilen bu uygulamayı sona erdirdi. Artık işçilerin kazanılmış hakları tanınmayacak. Yapılan yeni düzenlemeden sonra 4-C’li durumuna geçecekler.

4-C düzenlemesi 11 aylık çalışma ve aylık 650 TL ücret anlamına gelmekte. Bununla birlikte, 11 aylık çalışma süresi sonunda, işçinin bir 11 ay daha istihdam edilecek olmasının garantisi de yok. Bu, 15-20 yıldır işyerlerinde çalışan 12.000 işçinin artık asıl ücretlerinin üçte birini alacakları ve tüm sosyal haklarını kaybedecekleri anlamına geliyor. AKP hükümeti özelleştirmeye karşı mücadele eden işçilere işlerini ve sosyal haklarını kaybetmeyecekleri sözünü verdi. 30 Ocak’a kadar bir çözüm bulunamazsa, işçiler 4-C durumuna geçirilecekler.

Tek-Gıda-İş sendikasının iki yıldır verdiği gayretin sonunda hükümet sorunun çözümü için hiçbir teklif sunmadı. 15 Aralık 2009’da tüm Türkiye’deki 40 kuruluştan binlerce işçi Ankara’ya geldi ve hükümet partisi olan AKP’nin genel merkezi önünde bir gösteri düzenledi.

Hükümet, polis gücünün ve göz yaşartıcı spreylerin yardımıyla, AKP binası önünde gösteri yapan işçilerin parlamentodaki vekillerle görüşmesini engellemeye çalıştı. Gösterinin önderleri gözaltına alındı. Bazı muhalefet partisi vekilleri polis şiddetine maruz kaldı. Polisin güç kullanmasına karşın gösterici işçiler Ankara’da kaldı ve mücadelelerine devam etti.

Türkiye’nin en büyük işçi sendikası konumundaki Türk-İş, Tekel işçileri ile dayanışma için tüm Türkiye’de bir saatlik iş bırakma eylemi gerçekleştirdi.

Bununla birlikte, DİSK ve KESK sendikaları da Türk-İş’in kararına destek vererek iş bırakma eylemine katıldılar. İşçiler genel grev isterlerken, ülkenin tüm bölgelerinden dayanışma gösterileri düzenlendi.

14 Ocak’ta Tekel işçileri genel bir miting düzenlemek için aileleriyle birlikte Ankara’da buluştular. Açlık grevi ile devam edilecek olan üç günlük bir oturma eylemi planlandı. Sonuç alınamazsa, açlık grevinin ölüm orucuna dönüştürülerek devam edilmesi kararlaştırıldı.

Bizler, Avrupa’da yaşayan işçiler ve ilerici insanlar olarak, Tekel işçilerinin haklı ve onurlu mücadelelerini destekliyoruz ve her milletten insanları bu direnişe destek olmaya çağırıyoruz.

YAŞASIN ULUSLARARASI DAYANIŞMA!

AVRUPA TÜRKLERİ DAYANIŞMA KONSEYİ

Bookmark and Share