Sağlığımıza göz dikiyorlar
Kamu kuruluşlarını teker teker özelleştiren AKP hükümeti, şimdi de hastanelerimizi satmanın yollarını arıyor.
Sağlık hizmetlerini devletin vermesinin kabul edilemeyeceğini söyleyen AKP hükümeti, bu hizmeti özerk kuruluşlara devretmek için yeni kanun tasarısı hazırladı. Yasa tasarısının gerekçelerinden birisi şöyle: “Kar amaçlı değil, hakkaniyete, halkın ihtiyaç ve beklentilerine uygun, kolay erişilebilir, verimli, kaliteli ve etkin şekilde hastane hizmeti hedeflenmektedir.”
Oysa yasa tasarısının kendisinin bu gerekçe ile yakından uzaktan ilgisi yok. Tasarıda, kamu sağlık kuruluşlarının birliklere dönüştürülmesi, bu birliğe dönüştürülen hastanelerin taşınmazlarının üzerindeki yapı ve tesisler ile birlikte satışı, kiralanması, işletilmesi veya işlettirilmesinden birliğin yetkili kılınması öngörülüyor. Birlik haline getirilecek olan hastanelerin yönetimi ise sağlık çalışanlarının elinden alınıp bir grup profesyonel işletmeciye bırakılıyor. Yönetimde kimler mi var: İl Genel Meclisi’nin atayacağı hukukçu ve mali müşavir, valiliğin atayacağı bir maliyeci, Sağlık Bakanlığı’nın atayacağı bir tabip ve bir sağlık yöneticisi, Sanayi ve Ticaret Odası’nın atayacağı herhangi bir üniversite mezunu ve İl Sağlık Müdürü. Böylece hastanelerin Sağlık Bakanlığı ile bağlantısı tamamen kesiliyor, bunun yerine yönetim ticaretten anlayan bir grubun eline bırakılıyor. Üstelik bu birlikler birer işletme, Sağlık Bakanlığı da bir holding olarak tanımlanıyor. Oysa hepimiz çok iyi biliyoruz ki işletme ve holdinglerin yegâne hedefi kâr etmektir. Kanun tasarısı, sağlık hizmeti vermeyen bir grup yönetici, birlikler haline getirilecek olan hastanelerimizi ister satsın, ister kiralasın diyor. Kurulması planlanan bu birliklerden beklenen ise şu: Bütün giderler birliklerin verdiği muayene, teşhis, tetkik, ameliyat vb. hizmetlerden elde edilecek gelirden karşılansın. Bu, koca bir hayale kanmamızı beklemektir. Türkiye gibi iş ve yaşam koşullarının her gün artan oranda sağlığı tehdit ettiği bir ülkede hastanelerin verdiği hizmetten elde edilen gelirle ayakta kalması mümkün değildir. Bu olsa olsa devletin sağlığa bütçe ayırmama planlarının sonucudur. Tam da bu sebeple Türkiye’de en sık görülen hastalıklardan biri olan göğüs hastalıkları üzerine çalışan Heybeliada Göğüs Hastalıkları Hastanesi, İstanbul Beykoz Çocuk Hastalıkları Hastanesi kapatılmadı mı? Tam da bu yüzden Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin verem hastaları için ayrılan yatak sayısı azaltılmadı mı? Hasta arkadaşlar, hasta yakınları ve geleceğin potansiyel hastaları yani bizler, işçiler gelin hep birlikte sağlığımıza bile göz dikenlere dur diyelim. Sağlığımıza sahip çıkalım.
