Hükümet teslim oldu diye İşçiler de mi teslim olacak?
Hükümet Emperyalizme Teslim Bayrağını Çekip Halkı Fakirlikte Eşitliğe Mahkum Ediyor!
Başını ABD emperyalizminin çektiği çokuluslu finans şirketleri bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de işçi sınıfının haklarının ve örgütlerinin hızla çökertilip yok edilmesi için yıllardır muazzam bir mücadele yürütüyorlar. AKP hükümeti Türkiye’de emperyalizm yanlısı bu politikaların hizmete sokulmasının teminatı durumunda. Bu politikaların dünya ve Türkiye çapındaki araçları herkesin bildiği gibi İMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü ve nedense Türkiye’de birçok işçi sendikası yöneticisinin ağzına almaya bile cesaret edemediği Avrupa Birliği. Hâlbuki Avrupa Birliği de aynen IMF ve Dünya Bankası gibi bir emperyalizm kurumu. Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin üyesi olup olmamasının da bir önemi yok, çünkü AKP hükümeti ülkemiz bu birliğin üyesiymiş gibi Brüksel’in işçi düşmanı bütün kararlarını Türkiye’de uyguluyor.
Çokuluslu finans şirketlerinin bütün amacı dünya çapında işçi ücretlerini düşürmek, tabii bunu yapabilmek için de başta işçi sendikaları olmak üzere bütün işçi örgütlenmelerini ya yok etmek ya da bizde de olduğu gibi teslim almak gerekiyor. Türk-İş’in yeni yönetiminin asgari ücret konusunda ilk defa muhalefet şerhi bile koymaması işte tam da bu teslimiyetin bir ifadesi. Önümüzdeki dönem Türk-İş’in Hak-İş’leştirilmesi dönemidir. Hükümet emperyalizmin hizmetindedir, işçi konfederasyonları da hükümetin hizmetinde! Gel keyfim gel!
AKP hükümeti 30 yıl prim ödemiş örgütlü işçiyle örgütsüzü fakirlikte, yani örgütsüzlükte birleştirmeye çalışıyor. Bu, insanları fakirlikte eşitlemek anlamına geliyor. Olması gereken örgütlülük ve haklar konusunda birleşmekken insanlar örgütsüzlük noktasında birleştiriyorlar. Bunun böyle olmasında kuşkusuz işçi sendikalarının da büyük payı var. Çünkü onlar da yıllardır, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın!” politikaları izlediler. Kendi yapılarını sözde korumak adına kendi dışlarındaki kesimleri örgütleme yoluna hiç gitmediler. Üstelik dahası da var: Kendi sendikal kazanımlarını bile yumurta kapıya gelip dayanmadıkça koruma yolunu seçmediler ki nerede kalmış diğer kesimlerin haklarını korusunlar! Şimdi bunun meyvelerini işçi düşmanı AKP hükümeti topluyor. Örgütlü işçileri, örgütsüzlerle karşı karşıya getirme fırsatını elde etti çünkü. Bu noktada yapılması gereken, örgütsüzlük, dolayısıyla fakirlikte bir araya gelmeye direnmekten başlamaktır. Hiçbir yanılsamaya kapılmayalım: Kendi haklarını koruyamayanlar başkalarının haklarını hiç koruyamazlar! Örgütlü işçiler öncelikle kendi haklarını korumalıdır ki diğer kesimlere örnek olabilsinler ve onların da gözlerini açabilsinler! Örgütlü işçiler, işçi düşmanı AKP hükümetinin tebaası olmayı reddetmelidirler ki diğerlerini de tebaa ya da sadaka talebinde bulunmak zorunda kalan dilenciler olmaktan kurtarabilsinler. Aksi takdirde diğerleriyle birlikte kendileri de sınıf olmaktan çıkıp zavallı dilenciler haline gelecekler!
AKP hükümeti PKK’ya karşı mücadele edebilmek adına ABD emperyalizmine boylu boyunca teslim olmuş durumdadır. ABD’nin sözde desteği karşılığında, bu hükümet emperyalizmin Orta Doğu’daki bütün politikalarına onay vermektedir. Yarın ABD ile birlikte İran’a savaş açarsa hiç şaşırmayalım. Bu felaketi engellemek için de örgütlü işçiler bir araya gelmeli ve bir direniş hattı oluşturmalıdırlar.
Ancak bu asgari ücrete ve mevcut sosyal güvenlik sisteminin korunmasına bile direnmeyen bu yüksek maaşlı sendika patronlarıyla bu iş nasıl yapılacak? Örgütlü işçiler eğer hem kendi çocuklarının geleceklerini hem de bütün bir halkı kurtarmak istiyorlarsa bu yöneticilerden bir an evvel kurtulmak zorundalar. Önümüzdeki günler bu mücadelenin günleri olacaktır. Bunun yolu mutlaka bulunacaktır. Sendikalarımızı AKP hükümetinin elinden almalıyız ama bunun için konfederasyonlarımızın başındaki büyük patron işbirlikçilerinden kurtulmak zorundayız!...
İKP Merkez Yürütme Kurulu
